Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Zamansızlığın Sığınmacısı

Öyle zamansızdı ki, Hissizliğin içinde bir titreşim, Sessizliğin içinde bir inleyiş, Köklerine dolanmış bir filiz kadar ilginç ve beklenmedik. Beklenmeyeni ne yapar, ne eder de kabullenirdi insan? Ne öğretmişlerdi ona, Ne söylemişlerdi büyükleri? Ah! O her şeyi bilen büyükleri... Neydi doğru, neydi yanlış? Zamanı mıydı, yoksa zamansızlığında mı gizliydi sırrı? Sırlara dair bir şeyler bilirdi, Neyse ki... Şimdi zamansızlığın içinde aniden gelişen bu duyguyu alıp kimlere anlatmalıydı Ya da nasıl, hangi köşede saklamalıydı? Ve kaçmaya böyle başlanırdı... Zaten buraya da kaçmamış mıydı? Zaman kendini başa mı sarmıştı? Sahi neydi o ilk kaçıp saklandığı? ...  

İzan'ın Biri Olmak

Kendimi çok seviyorum, yalan yok. En başından beri kendimi bu kadar sevdiğim için bugüne kadar gelebildiğimi düşünüyorum hatta. Ama maalesef ki bencil olmayı bilmiyorum. Ömrü hayatımda bir elin parmaklarını geçmemiştir hayatımı etkileyecek kararları sadece kendimi düşünerek almam. Zor alırım bu kararları. Kıvranırım çok, çünkü alışık değilimdir. Bu konuda yüreklendirilmemişimdir. Ama kendimle ilişkimin bozulacağını hissedersem, o kararı almam gerektiğini de anlarım. Muhtemelen sonrasında yalnız kalırım, muhtemelen suçlanırım kendim olduğum için ve muhtemelen "bencilliğimden" ötürü yaftalanırım. En çok da ben üzülürüm üstelik, ama bu konuda da anlaşılamam. Yaptıysam sonuçlarına katlanmalıyımdır çünkü üçüncü şahıslara göre. Çok uzakta değildir bana bunları yapanlar, tam tersi çok yakınımdadırlar. Ben onları seçmemişimdir, ama bilinmelidir ki kendim olmayı seçmek hakkımdır. Ah canım kendim, yine çok sorguluyorsun bazı şeyleri, çok saçma buluyorsun toplumca ve nereden geldiği ...

Sanrıdan Sonra Gelen Hafif Susamışlık

Anlatamıyor, yazamıyorum... Artıyor sancılarım ve de sanrılarım. Hislerim köreliyor; ne güneş ısıtıyor tenimi ne de radyoda çalan şarkı içimi... Uykularım terk ettiler bedenimi, Fakat rüyalarım gitmediler henüz temelli...  Ağrılarım var şimdi, biraz da üşümelerim,  Bir mum ışığı görünce hafifliyorlar, ama yeter mi sahi?  İnsanın ağrıması iyi bir şey.  Hala hissedebildiğini gösterir, öyle değil mi?  Dertop olup kıvrılıyorum gözümün kestiği ilk yere,  Üstümdeki bu hırkadan güzeli yok şimdi...  Bir eksiklik var, bir fazlalıkla beraber,  İsteksizlik, umutlarımı kucaklamış, bir annenin bebeğini kucaklaması gibi Öyle içten...  Dizlerim acıyor, ellerime kum taneleri yapışmış,  Saç tellerim dökülüyor hafifçe yer çekimine doğru,  Bir ses duyuyorum uzaklardan,  Bir ses, evet, kimin sesi bu?  Kimsenin değil, suyun sesiymiş,  Hafif hafif yaklaşıyor kum ...

Huyluluk mu Huysuzluk mu? İşte Bütün Mesele Bu

Huylandım dün yine bir şeye. Direkt kendimle ilgili değil, ama geceden beri beynimin içi disko topu gibi, nöronlarım inanılmaz sinaptik bağlantılar kurarak dans ediyor. Yerimde duramıyorum, hadi ben durdum diyelim, içim içimde durmuyor bu sefer; belli yapacak bir taşkınlık, bu içimdeki deli. Şimdi esas mesele şu: beklentilerden bana kal geldi artık. Günlerden bir gündü, gibi değil de resmen zaman milattan önceymiş gibi hissediyorum, kimseden bir şey beklemezsem daha mutlu olacağımı keşfetmiş ve kendimi bu yönde "geliştirmiştim". Tamam, biliyorum bunun yanında gelen bir de travma var, yoksa bit kadar boyunla bu lafı analiz edip, üzerine bir de insan inşa etmek biraz acayip yoksa. Ama neticede bir biçimde dönemin şartları, olaylar beni bu noktaya getirdi ve ben şu an kişiliğimin temel yapıtaşı olan 2 ve 5 yaş huylarımla varım. 2 yaş huyum, genel tavrım; sen bırak, ben kendim yaparım!  5 yaş huyum ise biri bir şey için yapma ya da yapamazsın mı dedi; üç kere de yaparım, beş ke...

Kafam Çok Rahat!

Dikkat bu bir zihin temizliği yazısıdır! Eğer hemen şimdi bu sekmeyi kapatmazsanız, klavyeye boşalttığım kafamın içini okuyacaksınız! Başımıza gelen her şeyin bir sebebi olduğuna inananlardanım.  Kaderci değilim ama yaşam içerisinde bazı olayların yaşanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü öylesi doğru, çünkü geri kalanlar tercihlerimizle şekillenen envai çeşit alternatif yollar ve hepsi en nihayetinde o yaşanması gereken olaylarla bağdaşıyor, çünkü bağdaşması gerekiyor. Ya da belki de çok fazla Doctor Who izlemişimdir, kimbilir. Peki ya çok fazla DW izlememişsem, o zaman bizim buradaki görevimiz ne? Görevimiz olduğundan emin değilim ama şöyle bir şeye daha inanıyorum, "neden" sorusunun altını doldurmaya çalışmak. Ben bunu yaşadım ama bir sor bakalım, neden yaşadım? Acaba neden benim başıma geldi bu? Hayatımın bir noktasında işime yaraması ihtimaliyle, kendime bu soruyu sora sora benim geldiğim nokta bu. Tabi bu böyle direk cevaplanabilecek bir soru değil. O yüzden mesele...

Ya zaman beni unuttuysa?

Biliyordum elbet, her şey kendi vaktini bekler ve kendi vaktinde olurdu; fakat bunu bilmem sabırla beklememe yetmiyordu... Nicedir izole bir hayat sürmekten, hep aynı işle uğraşırken hiç ilerleyememekten, sürekli yolumu kaybedip bulamamaktan, yorgunluk hissinin ruhumda yer edinmesinden, mecburiyetlerden, maddi ve manevi tüm zorluklardan ölesiye sıkıldım. Kendimden sıkıldım. Kendimi güçsüz hissetmekten daha çok sıkıldım. Her yeni güne amaçsız uyandığım ya da amaç edinip bunun için bir şey yapamadığım, ayaklarımda ve ellerimde hissettiğim o görünmez bağlardan kurtulamadığım bu hikayenin kahramanı ben miyim gerçekten? Hayır, sevmiyorum. Bu hikayeyi en başından sevmemiştim ve şimdi günden güne beni azaltıp, yok ettiğini hissediyorum. İçimde eksik bir şeyler var, yanlış bir şeyler var belki de, bilemiyorum. Doğru olan ne, onu zaten hiç bilmiyorum... Vakit ne zaman, ben neredeyim, ne istiyorum, nereye gidiyorum, neden artık çok geçmiş gibi geliyor, bilmiyorum...  Düşüncele...

İz'lerimize

Çok merak ediyorum, ya o kapıdan girmeseydim? Ne olurdu o zaman...  Her günün her anında farkında olmadan yaptığımız tercihlerle çiziliyor her birimizin yolu. Bazen sağa değil de sola dönseydim o an, o trene değil de bir sonrakine binseydim, yandaki yola sapsaydım mesela diye düşünüyorum, ne olurdu? Soruyorum ısrarla, nasıl olurdu? Kimse bilmiyor, ben de bilemiyorum... Bilinçli yapılan tercihler konusunda yorum yapmak daha kolay, diğer türlüsünün üzerine teoriler üretebiliyorsunuz; fakat bilinçsizce yapılan bu tercihler üzerine düşünmek karanlık bir odada ilerlemeye çalışmaktan da zor, çünkü orada en azından hiçbir şey görmeseniz bile el yordamıyla odayı anlayabilir, karanlığa alışan gözlerinizle bir süre sonra siluetleri seçebilirsiniz. Bu "ya öyle olmasaydı?" sorusunu beni derinden etkileyen olaylar için soruyorum ve 'yaşamasaydım, öğrenmeseydim, bilmeseydim, tanımasaydım ne olurdu' nun üzerine düşünmek aslında "yaşadığım için memnunum bir yerde, s...