Biliyordum elbet, her şey kendi vaktini bekler ve kendi vaktinde olurdu; fakat bunu bilmem sabırla beklememe yetmiyordu... Nicedir izole bir hayat sürmekten, hep aynı işle uğraşırken hiç ilerleyememekten, sürekli yolumu kaybedip bulamamaktan, yorgunluk hissinin ruhumda yer edinmesinden, mecburiyetlerden, maddi ve manevi tüm zorluklardan ölesiye sıkıldım. Kendimden sıkıldım. Kendimi güçsüz hissetmekten daha çok sıkıldım. Her yeni güne amaçsız uyandığım ya da amaç edinip bunun için bir şey yapamadığım, ayaklarımda ve ellerimde hissettiğim o görünmez bağlardan kurtulamadığım bu hikayenin kahramanı ben miyim gerçekten? Hayır, sevmiyorum. Bu hikayeyi en başından sevmemiştim ve şimdi günden güne beni azaltıp, yok ettiğini hissediyorum. İçimde eksik bir şeyler var, yanlış bir şeyler var belki de, bilemiyorum. Doğru olan ne, onu zaten hiç bilmiyorum... Vakit ne zaman, ben neredeyim, ne istiyorum, nereye gidiyorum, neden artık çok geçmiş gibi geliyor, bilmiyorum... Düşüncele...