Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Anı Çekmeceleri

Unutmak... İnsana, doğasının ihaneti gibi. Çocukluğuna dair neleri hatırlıyorsun mesela? Dur dur şöyle sorayım, çocukluğuna dair neleri hatırlamıyorsun? Neyi hatırlamadığımı nereden bileyim dersen, cevap yanlış. Neyi hatırlamadığını bildiğini iddia edersen, belki doğru belki yanlış. Ama neyi hatırlamadığını hatırlayamıyorsan eğer, seninle bir yerlere varmamız mümkün. Çocukluğuma dair hatırlamak istemediklerimi tüm detaylarıyla hatırlayıp, hatırlanmaya değer olanları bölük pörçük anımsamam itti beni bu düşünceye. Son günlerde baktım ki bir şeyleri anlatırken beynimde elektriklenmeler oluyor; parça parça resimler, birtakım sesler... Bir çocuğun, küçük kardeşini zar zor kucakladığını gördüğümde hatırladıklarım var mesela geçtiğimiz hafta. Cüzdanımdan bir 10 TL yerine iki 5 TL'yi çıkarıp uzattığım anda, sol yanımdan açılan solucan deliği misali pencerede oynayan bir mini film. Küçük bir çocuğun attığı kahkahalar kulaklarımda çınlarken gördüğüm 5 yaşındaki halim. Uzaklara gönderilmeyi ...

İnsan Ne İle Yaşar?

Tolstoy’un çok sevdiğim bir hikayesidir, İnsan Ne İle Yaşar?  Gökten yeryüzüne üç sorunun cevabını öğrenmek üzere gönderilmiş bir melek ve yokluk içinde yaşam mücadelesi veren emektar bir ailenin hikayesi. Emektar kunduracı Simon, buz gibi bir gecede yol kenarında gördüğü çıplak adama yardım etmekle etmemek arasında kalır; ilk önce yanından geçip gider çünkü başına bela alacağından korkmaktadır. Ancak daha sonra vicdanının sesine güvenerek korkusunu yener ve o adamcağıza yardım eder, evine götürür. Böylece başlar hikaye. Yıllarca birlikte yaşarlar ve nihayetinde bir gün sorularının cevabını bulan Michael tekrar melek formuna dönerek gökyüzüne yükselmeden önce bu soruların cevaplarını nasıl bulduğunu anlatır Simon ve ailesine. İlk soru: İnsanın kalbine ne hükmeder? İkinci soru: İnsana ne verilmemiştir? Üçüncü soru: İnsan ne ile yaşar? İlk iki sorunun cevabını ben söyleyeyim; insanın kalbine hükmeden, sevgidir ve insana kendi ihtiyaçlarının bilgisi ...

Bacak Arasından Türkiye

Bir jinekoloğun, bir ışık kadının güzel kaleminden çıkarak kitap haline gelmiş bu satırları okurken o kadar çok şeyi sorgulayacaksınız ki… Sağlık sektöründe yaşanan gerçekler belki de ilk kez böyle yüzünüze çarpacak ve bu güzel yürekli, aydınlık gülüşlü kadının meslek yaşamı boyunca şahit olduklarına inanamayacaksınız.  Her satırı gerçek yaşamdan bir kesit ‘’Bacak Arasından Türkiye’’ nin. O yüzden şunu söyleyeceğim sizlere; Kadınsanız mutlaka okuyun.  Sağlık çalışanıysanız mutlaka okuyun.  Sağlık alanında bir bölüm okuyorsanız mutlaka okuyun.  Eşiniz, sevgiliniz, kızınız, anneniz için mutlaka okuyun. Yıllarca emek verip, didinip insan hayatı kurtarmak isterken hayatından olan doktorlarımız için okuyun.  Okuyun ve okutun bu kitabı, lütfen. Ülkemin güzel yürekli kadınlarının çilesine ortak olmak, dünyayı güzelleştirmek için okuyun ve okutun… Son olarak ise şunu söylemek istiyorum, kitabın önsözünde şöyle demiş Feraye Sünev Çokgürses: ...

Neden?

Neden böyleyim? Neden? Neden her şeyden bu kadar çabuk etkileniyorum. Neden beni etkileyen her şeyle ilgili bir şeyler düşlüyorum hemen. Kaç tane var benden?  Kaçı mutlu kaçı mutsuz?  Kaçı böyle hayaller alemine dalıyor en olmadık anlarda.  Bir gün boğulacağını düşünen var mı benden başka diğer benler arasında.  Kaç taneyim? Gerçekten soruyorum bunu kendime. Aklı başında olan insan böyle bir şey sorar mı kendine? Deli miyim yoksa ben?  O yüzden mi hunilere merakım. Tanrım bazen çıldıracak gibi oluyorum. Bazen mi? Tamam yalan söyledim. Çoğunlukla. Düşlerim, düşlediklerim, hayallerim, gerçeklerim hepsi birbirine giriyor.  İşte öyle anlarda bağırmak istiyorum; sessizce ağlamak değil, haykırmak istiyorum; uyumak değil, koşmak istiyorum; bir köşeye saklanmak değil, konuşmak istiyorum; yazmak değil. Yazmak istemediğim nadir anlardan belki de. Ama sarıl-mak istiyorum güvendiğim kollar tarafından, sarsılmak istiyorum. Bir kitapta okumuştum geçmişi...