Ana içeriğe atla

İnsan Ne İle Yaşar?

Tolstoy’un çok sevdiğim bir hikayesidir, İnsan Ne İle Yaşar?
 Gökten yeryüzüne üç sorunun cevabını öğrenmek üzere gönderilmiş bir melek ve yokluk içinde yaşam mücadelesi veren emektar bir ailenin hikayesi.
Emektar kunduracı Simon, buz gibi bir gecede yol kenarında gördüğü çıplak adama yardım etmekle etmemek arasında kalır; ilk önce yanından geçip gider çünkü başına bela alacağından korkmaktadır. Ancak daha sonra vicdanının sesine güvenerek korkusunu yener ve o adamcağıza yardım eder, evine götürür. Böylece başlar hikaye. Yıllarca birlikte yaşarlar ve nihayetinde bir gün sorularının cevabını bulan Michael tekrar melek formuna dönerek gökyüzüne yükselmeden önce bu soruların cevaplarını nasıl bulduğunu anlatır Simon ve ailesine.
İlk soru: İnsanın kalbine ne hükmeder?
İkinci soru: İnsana ne verilmemiştir?
Üçüncü soru: İnsan ne ile yaşar?
İlk iki sorunun cevabını ben söyleyeyim; insanın kalbine hükmeden, sevgidir ve insana kendi ihtiyaçlarının bilgisi verilmemiştir.
Üçüncü soruya gelince, onun cevabını Melek Michael şu şekilde verir:
"Önceden, Allah'ın insana hayatı ve yaşaması için arzular verdiğini biliyordum; şimdi anladım ki gerçek bunların ötesindeymiş. Anladım ki; Allah insanların birbirlerinden ayrı ayrı değil, tek vücut halinde yaşamalarını istediğinden, her birine kendi ihtiyaçlarını değil; her birine, hepsi için gerekli olan şeyleri ilham ediyor. Anladım ki, insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünse de, hakikatte onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse, Allah'a yaklaşır; Allah da ona yaklaşır. Çünkü O, sevgiyi yaratandır."

(Anladığım her şeyi sevdiğim için anlıyorum. Leo Tolstoy/1869-Savaş ve Barış)

Bizlere sevgi kadar güçlü bir duygu bahşedilmişken neden sevmek yerine uzaklaşmayı; yardım etmek yerine kaçıp gitmeyi; duymak varken kulaklarımızı tıkamayı ve elimizi uzatmak varken neden tekmelemeyi seçiyoruz? 
Sevmekten korkmayın. Sevgiyi arayın. En önce kendinizi ve daha sonra tüm dünyayı sevebilecek hakikati içinizde bulacaksınız, eminim…

Yorumlar

  1. Benim de çok sevdiğim bir kitap. Gerçekten herkesin sorgulaması lazım: İnsan Ne ile Yaşar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Blogger Mim-2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler

Dün uzun zamandır yaşadığım en tuhaf gündü diyebilirim. Bir sevindim, bir üzüldüm, bir ağladım, bir kızdım, sonra yine ağladım… Duygularım karmakarışıktı ve etkileri hala sürüyor… İşte tüm bunların arasında tesadüfen bir yazı gördüm, 2017’ye dair hayallerden, sorulardan, cevaplardan oluşan bir yazı. Mim’lenmek diye bir şey varmış :) Onu öğrendim. Sonra sevgili  The Good Wish 'in bloguna girdim ve bir de ne göreyim, beni de mimlemiş ve doğruyu söylemek gerekirse dünkü kaos içinde mutlu olmamı sağlayan sayılı şeylerden  birisi oldu bu. Çok teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız siz ve sizin gibi güzel insanlar. :)     İşte Sorular ve İşte Cevaplar 1-Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler? Evet, kimse mükemmel değil çok haklısın ve bizi insan yapan da eksiklerimiz, kusurlarımız...

Arayış

Hayatı tanıyorum bu ara, yeniden, farklı yönlerinden Bu zamana kadar ki gözlemlerim sonucunda hayatı zorlaştıranın insanın kendisi olduğuna karar vermiştim ama bu karara olan inancım da sarsıldı son sekiz-dokuz aydır. ''Üniversiteyi özlemeyeceğim, Antep bana yetti zaten.'' derken en olmadık anlarda gelen özlemlerim var artık. Bir de durmadan kulağımda yankılanan, tam vazgeçeceğim anda zebella gibi karşıma dikilen bir söz var; Bu hayatta herkesin tırmanacağı engelleri vardır. Hani ''hayata atılmak'' diye bir terim vardır ya, işte ben o kısımdayım. O kadar çok istiyorum ki kaldığım sayfaya bir ayraç koyup hazır olunca geri döneyim. Ama olmuyor. Olmaz değil tabi, fakat zaten istediğimin bu olduğunu da sanmıyorum, esas sorun orada. Sadece şunu biliyorum, belki de en emin olduğum şey artık şu: Hayat kısa ve insan sevdiklerinin yanında, yakınında olmalı. Kalbimin, ruhumun olduğu yere bedenimi taşımanın yollarını arıyorum bu yüzden. Zamanı vardır diyorum. Her ...

Zamansızlığın Sığınmacısı

Öyle zamansızdı ki, Hissizliğin içinde bir titreşim, Sessizliğin içinde bir inleyiş, Köklerine dolanmış bir filiz kadar ilginç ve beklenmedik. Beklenmeyeni ne yapar, ne eder de kabullenirdi insan? Ne öğretmişlerdi ona, Ne söylemişlerdi büyükleri? Ah! O her şeyi bilen büyükleri... Neydi doğru, neydi yanlış? Zamanı mıydı, yoksa zamansızlığında mı gizliydi sırrı? Sırlara dair bir şeyler bilirdi, Neyse ki... Şimdi zamansızlığın içinde aniden gelişen bu duyguyu alıp kimlere anlatmalıydı Ya da nasıl, hangi köşede saklamalıydı? Ve kaçmaya böyle başlanırdı... Zaten buraya da kaçmamış mıydı? Zaman kendini başa mı sarmıştı? Sahi neydi o ilk kaçıp saklandığı? ...