Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kafam Çok Rahat!

Dikkat bu bir zihin temizliği yazısıdır! Eğer hemen şimdi bu sekmeyi kapatmazsanız, klavyeye boşalttığım kafamın içini okuyacaksınız! Başımıza gelen her şeyin bir sebebi olduğuna inananlardanım.  Kaderci değilim ama yaşam içerisinde bazı olayların yaşanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü öylesi doğru, çünkü geri kalanlar tercihlerimizle şekillenen envai çeşit alternatif yollar ve hepsi en nihayetinde o yaşanması gereken olaylarla bağdaşıyor, çünkü bağdaşması gerekiyor. Ya da belki de çok fazla Doctor Who izlemişimdir, kimbilir. Peki ya çok fazla DW izlememişsem, o zaman bizim buradaki görevimiz ne? Görevimiz olduğundan emin değilim ama şöyle bir şeye daha inanıyorum, "neden" sorusunun altını doldurmaya çalışmak. Ben bunu yaşadım ama bir sor bakalım, neden yaşadım? Acaba neden benim başıma geldi bu? Hayatımın bir noktasında işime yaraması ihtimaliyle, kendime bu soruyu sora sora benim geldiğim nokta bu. Tabi bu böyle direk cevaplanabilecek bir soru değil. O yüzden mesele...

Ya zaman beni unuttuysa?

Biliyordum elbet, her şey kendi vaktini bekler ve kendi vaktinde olurdu; fakat bunu bilmem sabırla beklememe yetmiyordu... Nicedir izole bir hayat sürmekten, hep aynı işle uğraşırken hiç ilerleyememekten, sürekli yolumu kaybedip bulamamaktan, yorgunluk hissinin ruhumda yer edinmesinden, mecburiyetlerden, maddi ve manevi tüm zorluklardan ölesiye sıkıldım. Kendimden sıkıldım. Kendimi güçsüz hissetmekten daha çok sıkıldım. Her yeni güne amaçsız uyandığım ya da amaç edinip bunun için bir şey yapamadığım, ayaklarımda ve ellerimde hissettiğim o görünmez bağlardan kurtulamadığım bu hikayenin kahramanı ben miyim gerçekten? Hayır, sevmiyorum. Bu hikayeyi en başından sevmemiştim ve şimdi günden güne beni azaltıp, yok ettiğini hissediyorum. İçimde eksik bir şeyler var, yanlış bir şeyler var belki de, bilemiyorum. Doğru olan ne, onu zaten hiç bilmiyorum... Vakit ne zaman, ben neredeyim, ne istiyorum, nereye gidiyorum, neden artık çok geçmiş gibi geliyor, bilmiyorum...  Düşüncele...

İz'lerimize

Çok merak ediyorum, ya o kapıdan girmeseydim? Ne olurdu o zaman...  Her günün her anında farkında olmadan yaptığımız tercihlerle çiziliyor her birimizin yolu. Bazen sağa değil de sola dönseydim o an, o trene değil de bir sonrakine binseydim, yandaki yola sapsaydım mesela diye düşünüyorum, ne olurdu? Soruyorum ısrarla, nasıl olurdu? Kimse bilmiyor, ben de bilemiyorum... Bilinçli yapılan tercihler konusunda yorum yapmak daha kolay, diğer türlüsünün üzerine teoriler üretebiliyorsunuz; fakat bilinçsizce yapılan bu tercihler üzerine düşünmek karanlık bir odada ilerlemeye çalışmaktan da zor, çünkü orada en azından hiçbir şey görmeseniz bile el yordamıyla odayı anlayabilir, karanlığa alışan gözlerinizle bir süre sonra siluetleri seçebilirsiniz. Bu "ya öyle olmasaydı?" sorusunu beni derinden etkileyen olaylar için soruyorum ve 'yaşamasaydım, öğrenmeseydim, bilmeseydim, tanımasaydım ne olurdu' nun üzerine düşünmek aslında "yaşadığım için memnunum bir yerde, s...

Özbenlik Hikayesi

İki cümlem var, önce kendime sonra bu satırları okuyan sizlere... İnsanlar değişir. İnsanlar gelişir. Değişim ve gelişim sonsuza kadar sürecek olan bazen bir lanet, bazense bir mucize gibi yer edinir benliğimizde. Lanettir; bu değişimle nasıl başa çıkacağını bilemez, eskiyi özler, eskide yaşar, eskiyle vedalaşamazsan eğer... Ve mucizedir; yeniyi kabullenir, yola devam eder, bir gün bunun da eskide kalacağını keşfederek doyasıya yaşarsan eğer... Ben ilk kez lisedeyken görmüştüm o figürü, hani siyah ve beyazı içerisinde barındıran ve dengeyi temsil ettiği söylenen simge, Yin-Yang felsefesine ait o simge... Her şey zıttıyla anlam kazanır, her şey zıttıyla vardır ve her şey zıttını içerisinde taşır. Hepimizin içinde iyi ve kötü var, hepimizin hayatında lanetler ve mucizeler var, her birimizin güzel ve çirkin yönleri, sevilen ve sevilmeyen özellikleri var. Önemli olan şu ki, hayır dengelemek demeyeceğim, hangi taraf sana daha doğru hissettiriyor. Kendi içimde yaptığım t...