Ana içeriğe atla

Özbenlik Hikayesi

İki cümlem var, önce kendime sonra bu satırları okuyan sizlere...
İnsanlar değişir.
İnsanlar gelişir.
Değişim ve gelişim sonsuza kadar sürecek olan bazen bir lanet, bazense bir mucize gibi yer edinir benliğimizde.
Lanettir; bu değişimle nasıl başa çıkacağını bilemez, eskiyi özler, eskide yaşar, eskiyle vedalaşamazsan eğer...
Ve mucizedir; yeniyi kabullenir, yola devam eder, bir gün bunun da eskide kalacağını keşfederek doyasıya yaşarsan eğer...
Ben ilk kez lisedeyken görmüştüm o figürü, hani siyah ve beyazı içerisinde barındıran ve dengeyi temsil ettiği söylenen simge, Yin-Yang felsefesine ait o simge...
Her şey zıttıyla anlam kazanır, her şey zıttıyla vardır ve her şey zıttını içerisinde taşır.
Hepimizin içinde iyi ve kötü var, hepimizin hayatında lanetler ve mucizeler var, her birimizin güzel ve çirkin yönleri, sevilen ve sevilmeyen özellikleri var.
Önemli olan şu ki, hayır dengelemek demeyeceğim, hangi taraf sana daha doğru hissettiriyor.
Kendi içimde yaptığım tartışmalar sonucunda anladığım bazı şeyler var.
Mesela kötü yanını beslememek, iyi olanı geliştiremiyorsan dahi... Mesela hayatındaki lanetleri kabul etmek, inkar etmek mucizeleri getirmiyor çünkü...
Ya da çirkin, kusurlu, kötü olduğunu düşündüğün tüm yanlarının da senin bir parçan olduğunu bilmek, anlamak, kendine bunu anlatmak... 
Hepsi bir mücadele, hepsi birer var olma mücadelesi, özbenliğini bulma hikayesi.
Ve her birimiz hikayemizi kendimiz yazıyoruz, değişerek, gelişerek...


Not: Kendimle ilgili çok önemli detayları keşfetmemi sağlayan Lily'e sevgilerle...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamansızlığın Sığınmacısı

Öyle zamansızdı ki, Hissizliğin içinde bir titreşim, Sessizliğin içinde bir inleyiş, Köklerine dolanmış bir filiz kadar ilginç ve beklenmedik. Beklenmeyeni ne yapar, ne eder de kabullenirdi insan? Ne öğretmişlerdi ona, Ne söylemişlerdi büyükleri? Ah! O her şeyi bilen büyükleri... Neydi doğru, neydi yanlış? Zamanı mıydı, yoksa zamansızlığında mı gizliydi sırrı? Sırlara dair bir şeyler bilirdi, Neyse ki... Şimdi zamansızlığın içinde aniden gelişen bu duyguyu alıp kimlere anlatmalıydı Ya da nasıl, hangi köşede saklamalıydı? Ve kaçmaya böyle başlanırdı... Zaten buraya da kaçmamış mıydı? Zaman kendini başa mı sarmıştı? Sahi neydi o ilk kaçıp saklandığı? ...  

Sanrıdan Sonra Gelen Hafif Susamışlık

Anlatamıyor, yazamıyorum... Artıyor sancılarım ve de sanrılarım. Hislerim köreliyor; ne güneş ısıtıyor tenimi ne de radyoda çalan şarkı içimi... Uykularım terk ettiler bedenimi, Fakat rüyalarım gitmediler henüz temelli...  Ağrılarım var şimdi, biraz da üşümelerim,  Bir mum ışığı görünce hafifliyorlar, ama yeter mi sahi?  İnsanın ağrıması iyi bir şey.  Hala hissedebildiğini gösterir, öyle değil mi?  Dertop olup kıvrılıyorum gözümün kestiği ilk yere,  Üstümdeki bu hırkadan güzeli yok şimdi...  Bir eksiklik var, bir fazlalıkla beraber,  İsteksizlik, umutlarımı kucaklamış, bir annenin bebeğini kucaklaması gibi Öyle içten...  Dizlerim acıyor, ellerime kum taneleri yapışmış,  Saç tellerim dökülüyor hafifçe yer çekimine doğru,  Bir ses duyuyorum uzaklardan,  Bir ses, evet, kimin sesi bu?  Kimsenin değil, suyun sesiymiş,  Hafif hafif yaklaşıyor kum ...

İzan'ın Biri Olmak

Kendimi çok seviyorum, yalan yok. En başından beri kendimi bu kadar sevdiğim için bugüne kadar gelebildiğimi düşünüyorum hatta. Ama maalesef ki bencil olmayı bilmiyorum. Ömrü hayatımda bir elin parmaklarını geçmemiştir hayatımı etkileyecek kararları sadece kendimi düşünerek almam. Zor alırım bu kararları. Kıvranırım çok, çünkü alışık değilimdir. Bu konuda yüreklendirilmemişimdir. Ama kendimle ilişkimin bozulacağını hissedersem, o kararı almam gerektiğini de anlarım. Muhtemelen sonrasında yalnız kalırım, muhtemelen suçlanırım kendim olduğum için ve muhtemelen "bencilliğimden" ötürü yaftalanırım. En çok da ben üzülürüm üstelik, ama bu konuda da anlaşılamam. Yaptıysam sonuçlarına katlanmalıyımdır çünkü üçüncü şahıslara göre. Çok uzakta değildir bana bunları yapanlar, tam tersi çok yakınımdadırlar. Ben onları seçmemişimdir, ama bilinmelidir ki kendim olmayı seçmek hakkımdır. Ah canım kendim, yine çok sorguluyorsun bazı şeyleri, çok saçma buluyorsun toplumca ve nereden geldiği ...