Anlatamıyor, yazamıyorum...
Artıyor sancılarım ve de sanrılarım.
Hislerim köreliyor; ne güneş ısıtıyor tenimi ne de radyoda çalan şarkı içimi...
Uykularım terk ettiler bedenimi,
Fakat rüyalarım gitmediler henüz temelli...
Ağrılarım var şimdi, biraz da üşümelerim,
Bir mum ışığı görünce hafifliyorlar, ama yeter mi sahi?
İnsanın ağrıması iyi bir şey.
Hala hissedebildiğini gösterir, öyle değil mi?
Dertop olup kıvrılıyorum gözümün kestiği ilk yere,
Üstümdeki bu hırkadan güzeli yok şimdi...
Bir eksiklik var, bir fazlalıkla beraber,
İsteksizlik, umutlarımı kucaklamış, bir annenin bebeğini kucaklaması gibi
Öyle içten...
Dizlerim acıyor, ellerime kum taneleri yapışmış,
Saç tellerim dökülüyor hafifçe yer çekimine doğru,
Bir ses duyuyorum uzaklardan,
Bir ses, evet, kimin sesi bu?
Kimsenin değil, suyun sesiymiş,
Hafif hafif yaklaşıyor kum tanelerini sararak, duyuyorum,
Varlığını duyumsayabiliyor, bekliyorum.
Biraz sonra örtüyor üzerimi, usulca.
Suyun kolları olur mu? Onun var.
Kollarına alıp sarıyor bedenimi ve zihnimi...
Her bir ağrı önemini yitiriyor, var olan her şey siliniyor hiç var olmamışçasına...
Kimim ben?
Sen ben kalmadı artık, diyor bir ses.
Yalnızca su var,
Su...
Yorumlar
Yorum Gönder