Kendimi çok seviyorum, yalan yok. En başından beri kendimi bu kadar sevdiğim için bugüne kadar gelebildiğimi düşünüyorum hatta. Ama maalesef ki bencil olmayı bilmiyorum. Ömrü hayatımda bir elin parmaklarını geçmemiştir hayatımı etkileyecek kararları sadece kendimi düşünerek almam. Zor alırım bu kararları. Kıvranırım çok, çünkü alışık değilimdir. Bu konuda yüreklendirilmemişimdir. Ama kendimle ilişkimin bozulacağını hissedersem, o kararı almam gerektiğini de anlarım. Muhtemelen sonrasında yalnız kalırım, muhtemelen suçlanırım kendim olduğum için ve muhtemelen "bencilliğimden" ötürü yaftalanırım. En çok da ben üzülürüm üstelik, ama bu konuda da anlaşılamam. Yaptıysam sonuçlarına katlanmalıyımdır çünkü üçüncü şahıslara göre. Çok uzakta değildir bana bunları yapanlar, tam tersi çok yakınımdadırlar. Ben onları seçmemişimdir, ama bilinmelidir ki kendim olmayı seçmek hakkımdır.
Ah canım kendim, yine çok sorguluyorsun bazı şeyleri, çok saçma buluyorsun toplumca ve nereden geldiği belli olmayan, bir mantığa oturmayan geleneklerin yerleştiği zihinlerce önemsenen o şeyleri. Haykırmak istiyorsun, biliyorum. Ve de çok haklısın. İnsan yalnızca kendisi olmak istediğinde, büyük büyük şovlara gerek olmadan huzurlu olmak istediğinde anlaşılmıyor belli ki o üçüncü kişilerce. Ama böyle işte, yaşamak mecburi. Ya kırık dökük de olsa İzan'ın biri, ya da adetlerine yabancı olduğun herhangi biri gibi...

Yorumlar
Yorum Gönder