Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ya zaman beni unuttuysa?

Biliyordum elbet, her şey kendi vaktini bekler ve kendi vaktinde olurdu; fakat bunu bilmem sabırla beklememe yetmiyordu... Nicedir izole bir hayat sürmekten, hep aynı işle uğraşırken hiç ilerleyememekten, sürekli yolumu kaybedip bulamamaktan, yorgunluk hissinin ruhumda yer edinmesinden, mecburiyetlerden, maddi ve manevi tüm zorluklardan ölesiye sıkıldım. Kendimden sıkıldım. Kendimi güçsüz hissetmekten daha çok sıkıldım. Her yeni güne amaçsız uyandığım ya da amaç edinip bunun için bir şey yapamadığım, ayaklarımda ve ellerimde hissettiğim o görünmez bağlardan kurtulamadığım bu hikayenin kahramanı ben miyim gerçekten? Hayır, sevmiyorum. Bu hikayeyi en başından sevmemiştim ve şimdi günden güne beni azaltıp, yok ettiğini hissediyorum. İçimde eksik bir şeyler var, yanlış bir şeyler var belki de, bilemiyorum. Doğru olan ne, onu zaten hiç bilmiyorum... Vakit ne zaman, ben neredeyim, ne istiyorum, nereye gidiyorum, neden artık çok geçmiş gibi geliyor, bilmiyorum...  Düşüncele...

İz'lerimize

Çok merak ediyorum, ya o kapıdan girmeseydim? Ne olurdu o zaman...  Her günün her anında farkında olmadan yaptığımız tercihlerle çiziliyor her birimizin yolu. Bazen sağa değil de sola dönseydim o an, o trene değil de bir sonrakine binseydim, yandaki yola sapsaydım mesela diye düşünüyorum, ne olurdu? Soruyorum ısrarla, nasıl olurdu? Kimse bilmiyor, ben de bilemiyorum... Bilinçli yapılan tercihler konusunda yorum yapmak daha kolay, diğer türlüsünün üzerine teoriler üretebiliyorsunuz; fakat bilinçsizce yapılan bu tercihler üzerine düşünmek karanlık bir odada ilerlemeye çalışmaktan da zor, çünkü orada en azından hiçbir şey görmeseniz bile el yordamıyla odayı anlayabilir, karanlığa alışan gözlerinizle bir süre sonra siluetleri seçebilirsiniz. Bu "ya öyle olmasaydı?" sorusunu beni derinden etkileyen olaylar için soruyorum ve 'yaşamasaydım, öğrenmeseydim, bilmeseydim, tanımasaydım ne olurdu' nun üzerine düşünmek aslında "yaşadığım için memnunum bir yerde, s...

Özbenlik Hikayesi

İki cümlem var, önce kendime sonra bu satırları okuyan sizlere... İnsanlar değişir. İnsanlar gelişir. Değişim ve gelişim sonsuza kadar sürecek olan bazen bir lanet, bazense bir mucize gibi yer edinir benliğimizde. Lanettir; bu değişimle nasıl başa çıkacağını bilemez, eskiyi özler, eskide yaşar, eskiyle vedalaşamazsan eğer... Ve mucizedir; yeniyi kabullenir, yola devam eder, bir gün bunun da eskide kalacağını keşfederek doyasıya yaşarsan eğer... Ben ilk kez lisedeyken görmüştüm o figürü, hani siyah ve beyazı içerisinde barındıran ve dengeyi temsil ettiği söylenen simge, Yin-Yang felsefesine ait o simge... Her şey zıttıyla anlam kazanır, her şey zıttıyla vardır ve her şey zıttını içerisinde taşır. Hepimizin içinde iyi ve kötü var, hepimizin hayatında lanetler ve mucizeler var, her birimizin güzel ve çirkin yönleri, sevilen ve sevilmeyen özellikleri var. Önemli olan şu ki, hayır dengelemek demeyeceğim, hangi taraf sana daha doğru hissettiriyor. Kendi içimde yaptığım t...

Dönüşüm

Çok zaman oldu, oturup uzun uzun yazmayalı... Yazmak değil de, daha çok anlamak, anlaşılmak istediğim bir dönemdi belki ondan; belki de anlatamadığım duygularımla yüzleşmeye ihtiyacım olduğundan... Şimdi buradayım çünkü artık daha iyiyim sanırım.  En azından biraz güç toplamış hissediyorum. İnsanın başına her şeyin gelebileceğini daha iyi biliyorum artık. Ve insanın kendisine dürüst olmak adına neler yapabileceğini de... Hayat neden bu kadar zorlaşıyor günden güne inanın hiç bilmiyorum. 💫 Oysa ki küçük bir kız hatırlıyorum, büyüdüğü zaman tüm sorunları çözeceğine inanan.  Hemen çok yakınımda hissediyorum onu, sanki elimi uzatsam ona tutacak, fakat erişemiyorum. O küçük kız 5-6 yaşlarında orada bir yerde bekliyor umutla ve sabırla, bense bugün 24 yaşımda umudumu diri tutmak için bir günün içerisinde bile defalarca çırpınıyorum. Bazen o kadar ''çok'' geliyor ki her şey, nasıl mücadele edeceğimi bilemiyorum. Rüzgar esiyor ve ben sadece savruluyorum, hissi...

Hayata Şemsiye Açmak

Düşünceler kafamın içinde uçuşup dururken aniden üç kelimelik bir tabir belirdi karşımda. ''Hayata şemsiye açmak'' Bir kitapta okumuştum bunu. Hatta şöyle bir cümleydi sanırım, ''Yağmur yağmaya başlayınca hemen şemsiyesine sarılan insanları anlamıyorum. Hayata da mı şemsiye açıyorsunuz siz?'' Düşünüyorum da, ben hemen şemsiyesine sarılanlardan değilim. Olmakta istemem. Çünkü yağmuru hissetmek yaşadığınızı da hissettirir aynı zamanda. Önceden sevmezdim hiç ıslanmayı. Zamanla değişti. Sürekli değişiyor bir şeyler. Hiçbir şey aynı kalmaz ki zaten. Değişim, dönüşüm size sormadan gelir. Bir bakmışsınız hayatınız başka, siz başka, düşünceleriniz başka. Olur. Sorun mu peki? Hayır. ''Keşke'' lerle vakit kaybetmektense ''İyi ki'' lerle yolunuza devam etmek zorundasınız. Çünkü hayat böyle bir şey. Bununla ilgili de tek kural pişman olacağınızı düşündüğünüz ya da pişman olmak konusunda emin olamadığınız konul...

Arayış

Hayatı tanıyorum bu ara, yeniden, farklı yönlerinden Bu zamana kadar ki gözlemlerim sonucunda hayatı zorlaştıranın insanın kendisi olduğuna karar vermiştim ama bu karara olan inancım da sarsıldı son sekiz-dokuz aydır. ''Üniversiteyi özlemeyeceğim, Antep bana yetti zaten.'' derken en olmadık anlarda gelen özlemlerim var artık. Bir de durmadan kulağımda yankılanan, tam vazgeçeceğim anda zebella gibi karşıma dikilen bir söz var; Bu hayatta herkesin tırmanacağı engelleri vardır. Hani ''hayata atılmak'' diye bir terim vardır ya, işte ben o kısımdayım. O kadar çok istiyorum ki kaldığım sayfaya bir ayraç koyup hazır olunca geri döneyim. Ama olmuyor. Olmaz değil tabi, fakat zaten istediğimin bu olduğunu da sanmıyorum, esas sorun orada. Sadece şunu biliyorum, belki de en emin olduğum şey artık şu: Hayat kısa ve insan sevdiklerinin yanında, yakınında olmalı. Kalbimin, ruhumun olduğu yere bedenimi taşımanın yollarını arıyorum bu yüzden. Zamanı vardır diyorum. Her ...

Blogger Mim-2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler

Dün uzun zamandır yaşadığım en tuhaf gündü diyebilirim. Bir sevindim, bir üzüldüm, bir ağladım, bir kızdım, sonra yine ağladım… Duygularım karmakarışıktı ve etkileri hala sürüyor… İşte tüm bunların arasında tesadüfen bir yazı gördüm, 2017’ye dair hayallerden, sorulardan, cevaplardan oluşan bir yazı. Mim’lenmek diye bir şey varmış :) Onu öğrendim. Sonra sevgili  The Good Wish 'in bloguna girdim ve bir de ne göreyim, beni de mimlemiş ve doğruyu söylemek gerekirse dünkü kaos içinde mutlu olmamı sağlayan sayılı şeylerden  birisi oldu bu. Çok teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız siz ve sizin gibi güzel insanlar. :)     İşte Sorular ve İşte Cevaplar 1-Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler? Evet, kimse mükemmel değil çok haklısın ve bizi insan yapan da eksiklerimiz, kusurlarımız...