Ana içeriğe atla

Hayata Şemsiye Açmak

Düşünceler kafamın içinde uçuşup dururken aniden üç kelimelik bir tabir belirdi karşımda.
''Hayata şemsiye açmak''
Bir kitapta okumuştum bunu.
Hatta şöyle bir cümleydi sanırım, ''Yağmur yağmaya başlayınca hemen şemsiyesine sarılan insanları anlamıyorum. Hayata da mı şemsiye açıyorsunuz siz?''
Düşünüyorum da, ben hemen şemsiyesine sarılanlardan değilim.
Olmakta istemem. Çünkü yağmuru hissetmek yaşadığınızı da hissettirir aynı zamanda.
Önceden sevmezdim hiç ıslanmayı. Zamanla değişti. Sürekli değişiyor bir şeyler.
Hiçbir şey aynı kalmaz ki zaten. Değişim, dönüşüm size sormadan gelir.
Bir bakmışsınız hayatınız başka, siz başka, düşünceleriniz başka.
Olur.
Sorun mu peki?
Hayır.
''Keşke'' lerle vakit kaybetmektense ''İyi ki'' lerle yolunuza devam etmek zorundasınız.
Çünkü hayat böyle bir şey.
Bununla ilgili de tek kural pişman olacağınızı düşündüğünüz ya da pişman olmak konusunda emin olamadığınız konularda hemen kozanıza dönmek olabilir belki.
Ben böyle düşünüyorum en azından.
Sağ beyin lobu sola göre daha fazla çalışan biri olarak, sezgilerime güveniyorum hayatımın bir çok anında, kararında da.
Ama ne sadece sezgiyle ne de sadece mantıkla oluyor bence.
O yüzden baskın olanı bırakıp zayıf olanı da biraz desteklemek gerek.
Kalbinizden geçen mantığınıza sığmadığında bir durun düşünün derim.
Sonra yine kalbinizden geçeni yapabilirsiniz elbette. 
Yeter ki düşünmeden yapmayın yapacaklarınızı.
Evet bazen düşüncelerinizin sesinden kendi sesinizi duyamayacaksınız.
Kaybolacaksınız, hisleriniz ve düşünceleriniz arasında.
Ama bulunmanın ilk kuralı kaybolmak değil mi?

Kaybolmaktan, hissetmekten, yaşamaktan korkmayanlara sevgiyle...


Not: Yağmur başlayınca hemen şemsiyesine sarılmayanlar, o şemsiyenin ne zaman kullanılacağını en iyi bilenlerdir...

Yorumlar

  1. Ama maalesef içgüdüsel olarak ıslanmaktan o kadar çok korkuyoruz ki bi anda kendimizi şemsiyenin altında buluyoruz :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız... Fakat ıslanmanın verdiği hazzı yaşamak için mücadele etmek gerek yinede...

      Sil
    2. Bunu aklimda bulundurucağım 😊

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamansızlığın Sığınmacısı

Öyle zamansızdı ki, Hissizliğin içinde bir titreşim, Sessizliğin içinde bir inleyiş, Köklerine dolanmış bir filiz kadar ilginç ve beklenmedik. Beklenmeyeni ne yapar, ne eder de kabullenirdi insan? Ne öğretmişlerdi ona, Ne söylemişlerdi büyükleri? Ah! O her şeyi bilen büyükleri... Neydi doğru, neydi yanlış? Zamanı mıydı, yoksa zamansızlığında mı gizliydi sırrı? Sırlara dair bir şeyler bilirdi, Neyse ki... Şimdi zamansızlığın içinde aniden gelişen bu duyguyu alıp kimlere anlatmalıydı Ya da nasıl, hangi köşede saklamalıydı? Ve kaçmaya böyle başlanırdı... Zaten buraya da kaçmamış mıydı? Zaman kendini başa mı sarmıştı? Sahi neydi o ilk kaçıp saklandığı? ...  

Sanrıdan Sonra Gelen Hafif Susamışlık

Anlatamıyor, yazamıyorum... Artıyor sancılarım ve de sanrılarım. Hislerim köreliyor; ne güneş ısıtıyor tenimi ne de radyoda çalan şarkı içimi... Uykularım terk ettiler bedenimi, Fakat rüyalarım gitmediler henüz temelli...  Ağrılarım var şimdi, biraz da üşümelerim,  Bir mum ışığı görünce hafifliyorlar, ama yeter mi sahi?  İnsanın ağrıması iyi bir şey.  Hala hissedebildiğini gösterir, öyle değil mi?  Dertop olup kıvrılıyorum gözümün kestiği ilk yere,  Üstümdeki bu hırkadan güzeli yok şimdi...  Bir eksiklik var, bir fazlalıkla beraber,  İsteksizlik, umutlarımı kucaklamış, bir annenin bebeğini kucaklaması gibi Öyle içten...  Dizlerim acıyor, ellerime kum taneleri yapışmış,  Saç tellerim dökülüyor hafifçe yer çekimine doğru,  Bir ses duyuyorum uzaklardan,  Bir ses, evet, kimin sesi bu?  Kimsenin değil, suyun sesiymiş,  Hafif hafif yaklaşıyor kum ...

İzan'ın Biri Olmak

Kendimi çok seviyorum, yalan yok. En başından beri kendimi bu kadar sevdiğim için bugüne kadar gelebildiğimi düşünüyorum hatta. Ama maalesef ki bencil olmayı bilmiyorum. Ömrü hayatımda bir elin parmaklarını geçmemiştir hayatımı etkileyecek kararları sadece kendimi düşünerek almam. Zor alırım bu kararları. Kıvranırım çok, çünkü alışık değilimdir. Bu konuda yüreklendirilmemişimdir. Ama kendimle ilişkimin bozulacağını hissedersem, o kararı almam gerektiğini de anlarım. Muhtemelen sonrasında yalnız kalırım, muhtemelen suçlanırım kendim olduğum için ve muhtemelen "bencilliğimden" ötürü yaftalanırım. En çok da ben üzülürüm üstelik, ama bu konuda da anlaşılamam. Yaptıysam sonuçlarına katlanmalıyımdır çünkü üçüncü şahıslara göre. Çok uzakta değildir bana bunları yapanlar, tam tersi çok yakınımdadırlar. Ben onları seçmemişimdir, ama bilinmelidir ki kendim olmayı seçmek hakkımdır. Ah canım kendim, yine çok sorguluyorsun bazı şeyleri, çok saçma buluyorsun toplumca ve nereden geldiği ...