Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dönüşüm

Çok zaman oldu, oturup uzun uzun yazmayalı... Yazmak değil de, daha çok anlamak, anlaşılmak istediğim bir dönemdi belki ondan; belki de anlatamadığım duygularımla yüzleşmeye ihtiyacım olduğundan... Şimdi buradayım çünkü artık daha iyiyim sanırım.  En azından biraz güç toplamış hissediyorum. İnsanın başına her şeyin gelebileceğini daha iyi biliyorum artık. Ve insanın kendisine dürüst olmak adına neler yapabileceğini de... Hayat neden bu kadar zorlaşıyor günden güne inanın hiç bilmiyorum. 💫 Oysa ki küçük bir kız hatırlıyorum, büyüdüğü zaman tüm sorunları çözeceğine inanan.  Hemen çok yakınımda hissediyorum onu, sanki elimi uzatsam ona tutacak, fakat erişemiyorum. O küçük kız 5-6 yaşlarında orada bir yerde bekliyor umutla ve sabırla, bense bugün 24 yaşımda umudumu diri tutmak için bir günün içerisinde bile defalarca çırpınıyorum. Bazen o kadar ''çok'' geliyor ki her şey, nasıl mücadele edeceğimi bilemiyorum. Rüzgar esiyor ve ben sadece savruluyorum, hissi...

Hayata Şemsiye Açmak

Düşünceler kafamın içinde uçuşup dururken aniden üç kelimelik bir tabir belirdi karşımda. ''Hayata şemsiye açmak'' Bir kitapta okumuştum bunu. Hatta şöyle bir cümleydi sanırım, ''Yağmur yağmaya başlayınca hemen şemsiyesine sarılan insanları anlamıyorum. Hayata da mı şemsiye açıyorsunuz siz?'' Düşünüyorum da, ben hemen şemsiyesine sarılanlardan değilim. Olmakta istemem. Çünkü yağmuru hissetmek yaşadığınızı da hissettirir aynı zamanda. Önceden sevmezdim hiç ıslanmayı. Zamanla değişti. Sürekli değişiyor bir şeyler. Hiçbir şey aynı kalmaz ki zaten. Değişim, dönüşüm size sormadan gelir. Bir bakmışsınız hayatınız başka, siz başka, düşünceleriniz başka. Olur. Sorun mu peki? Hayır. ''Keşke'' lerle vakit kaybetmektense ''İyi ki'' lerle yolunuza devam etmek zorundasınız. Çünkü hayat böyle bir şey. Bununla ilgili de tek kural pişman olacağınızı düşündüğünüz ya da pişman olmak konusunda emin olamadığınız konul...

Arayış

Hayatı tanıyorum bu ara, yeniden, farklı yönlerinden Bu zamana kadar ki gözlemlerim sonucunda hayatı zorlaştıranın insanın kendisi olduğuna karar vermiştim ama bu karara olan inancım da sarsıldı son sekiz-dokuz aydır. ''Üniversiteyi özlemeyeceğim, Antep bana yetti zaten.'' derken en olmadık anlarda gelen özlemlerim var artık. Bir de durmadan kulağımda yankılanan, tam vazgeçeceğim anda zebella gibi karşıma dikilen bir söz var; Bu hayatta herkesin tırmanacağı engelleri vardır. Hani ''hayata atılmak'' diye bir terim vardır ya, işte ben o kısımdayım. O kadar çok istiyorum ki kaldığım sayfaya bir ayraç koyup hazır olunca geri döneyim. Ama olmuyor. Olmaz değil tabi, fakat zaten istediğimin bu olduğunu da sanmıyorum, esas sorun orada. Sadece şunu biliyorum, belki de en emin olduğum şey artık şu: Hayat kısa ve insan sevdiklerinin yanında, yakınında olmalı. Kalbimin, ruhumun olduğu yere bedenimi taşımanın yollarını arıyorum bu yüzden. Zamanı vardır diyorum. Her ...

Blogger Mim-2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler

Dün uzun zamandır yaşadığım en tuhaf gündü diyebilirim. Bir sevindim, bir üzüldüm, bir ağladım, bir kızdım, sonra yine ağladım… Duygularım karmakarışıktı ve etkileri hala sürüyor… İşte tüm bunların arasında tesadüfen bir yazı gördüm, 2017’ye dair hayallerden, sorulardan, cevaplardan oluşan bir yazı. Mim’lenmek diye bir şey varmış :) Onu öğrendim. Sonra sevgili  The Good Wish 'in bloguna girdim ve bir de ne göreyim, beni de mimlemiş ve doğruyu söylemek gerekirse dünkü kaos içinde mutlu olmamı sağlayan sayılı şeylerden  birisi oldu bu. Çok teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız siz ve sizin gibi güzel insanlar. :)     İşte Sorular ve İşte Cevaplar 1-Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler? Evet, kimse mükemmel değil çok haklısın ve bizi insan yapan da eksiklerimiz, kusurlarımız...

Zamanın Sonu

Bir şey uzaklaşıyor benden gitgide Elimi uzatıp ‘kal’ diyemiyorum Kaldırıp ‘güle güle’ hiç diyemiyorum… Yer çekimsiz ortamdayım sanki savruluyorum Umut diyor kalbim, Unut diyor zihnim. Hiç gelmeyecek gibi beklediğim Hiç bitmeyecekmiş gibi bekleyişim Hiç, hiç, hiç diyor sus diyorum, sus yeter! Gitmek istediğim tek bir yer var Yo ana rahmi değil orası Kalbimin çözülüp içime aktığı bir an sadece Bir ses, bir söz, bir nefes gerek bana Yeniden dönebilmek için Dönebilmek için zamanın sonuna Sonsuzun en başına Yaşanmamışlığa, hiç dokunulmamışlığa…

Ebeveynlik Hakkında

Şuraya ebeveynlikle ilgili bir iki kelam edeceğim boyumdan büyük belki ama kararım da kesin, söyleyeceğim. Çocuklarınız size güvensin, korkmasın sizden. Açık olun onlara karşı, dürüst olun eğer yalana alışmasın istiyorsanız. Onları düşündüğünüzü, hislerini önemsediğinizi hissettirin. Hastayken, en eski ve etkili ilacın sizin şefkatiniz olduğunu bilmelerini sağlayın. Fikirlerini sorun, size öğrettiklerini öğrenmeye çaba sarf edin ki aranızda uçurumlar olmasın yarın öbür gün büyüdüklerinde. Bir köprü inşa edin aranıza, sevgiyle. Küçük omuzlarına yük bindirmeyin, taşıyamayacakları. Korkutmayın onları gürlemenizle, sözcükleriniz iyileştirsin her daim kırılan yüreklerini. Yaşama dair birkaç ipucu verin, hazırlıklı olsunlar gelecek darbelere. Yükseltin özgüvenlerini, desteğinizi esirgemeyin. Sohbet edin, teşekkür edin, özür dileyin gerekirse, bunların en doğal şeyler olduğunu yine sizden öğrensinler. Aşık olduklarında sizinle paylaşmalarına fırsat verin. Elinizi v...

Anı Çekmeceleri

Unutmak... İnsana, doğasının ihaneti gibi. Çocukluğuna dair neleri hatırlıyorsun mesela? Dur dur şöyle sorayım, çocukluğuna dair neleri hatırlamıyorsun? Neyi hatırlamadığımı nereden bileyim dersen, cevap yanlış. Neyi hatırlamadığını bildiğini iddia edersen, belki doğru belki yanlış. Ama neyi hatırlamadığını hatırlayamıyorsan eğer, seninle bir yerlere varmamız mümkün. Çocukluğuma dair hatırlamak istemediklerimi tüm detaylarıyla hatırlayıp, hatırlanmaya değer olanları bölük pörçük anımsamam itti beni bu düşünceye. Son günlerde baktım ki bir şeyleri anlatırken beynimde elektriklenmeler oluyor; parça parça resimler, birtakım sesler... Bir çocuğun, küçük kardeşini zar zor kucakladığını gördüğümde hatırladıklarım var mesela geçtiğimiz hafta. Cüzdanımdan bir 10 TL yerine iki 5 TL'yi çıkarıp uzattığım anda, sol yanımdan açılan solucan deliği misali pencerede oynayan bir mini film. Küçük bir çocuğun attığı kahkahalar kulaklarımda çınlarken gördüğüm 5 yaşındaki halim. Uzaklara gönderilmeyi ...