Ana içeriğe atla

Ebeveynlik Hakkında


Şuraya ebeveynlikle ilgili bir iki kelam edeceğim boyumdan büyük belki ama kararım da kesin, söyleyeceğim.
Çocuklarınız size güvensin, korkmasın sizden.
Açık olun onlara karşı, dürüst olun eğer yalana alışmasın istiyorsanız.
Onları düşündüğünüzü, hislerini önemsediğinizi hissettirin.
Hastayken, en eski ve etkili ilacın sizin şefkatiniz olduğunu bilmelerini sağlayın.
Fikirlerini sorun, size öğrettiklerini öğrenmeye çaba sarf edin ki aranızda uçurumlar olmasın yarın öbür gün büyüdüklerinde.
Bir köprü inşa edin aranıza, sevgiyle.
Küçük omuzlarına yük bindirmeyin, taşıyamayacakları.
Korkutmayın onları gürlemenizle, sözcükleriniz iyileştirsin her daim kırılan yüreklerini.
Yaşama dair birkaç ipucu verin, hazırlıklı olsunlar gelecek darbelere.
Yükseltin özgüvenlerini, desteğinizi esirgemeyin.
Sohbet edin, teşekkür edin, özür dileyin gerekirse, bunların en doğal şeyler olduğunu yine sizden öğrensinler.
Aşık olduklarında sizinle paylaşmalarına fırsat verin.
Elinizi verin onlara, dirseğinizle dürtmeyin.
Kocaman kucaklayın, tokalaşmayın kendi öz evladınızla.
Ufuklarını genişletin, köreltmek yerine.
Çocukluğunda yetişkin; yetişkinliğinde çocuk gibi davranmayın.
Böylece birer yetişkin olduklarında size hayran olurlar, düşman değil.

Yorumlar

  1. merhaba, yeni açmış olduğum bloguma beklerim, sizi takipteyim :)

    http://gezgiccift.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamansızlığın Sığınmacısı

Öyle zamansızdı ki, Hissizliğin içinde bir titreşim, Sessizliğin içinde bir inleyiş, Köklerine dolanmış bir filiz kadar ilginç ve beklenmedik. Beklenmeyeni ne yapar, ne eder de kabullenirdi insan? Ne öğretmişlerdi ona, Ne söylemişlerdi büyükleri? Ah! O her şeyi bilen büyükleri... Neydi doğru, neydi yanlış? Zamanı mıydı, yoksa zamansızlığında mı gizliydi sırrı? Sırlara dair bir şeyler bilirdi, Neyse ki... Şimdi zamansızlığın içinde aniden gelişen bu duyguyu alıp kimlere anlatmalıydı Ya da nasıl, hangi köşede saklamalıydı? Ve kaçmaya böyle başlanırdı... Zaten buraya da kaçmamış mıydı? Zaman kendini başa mı sarmıştı? Sahi neydi o ilk kaçıp saklandığı? ...  

Sanrıdan Sonra Gelen Hafif Susamışlık

Anlatamıyor, yazamıyorum... Artıyor sancılarım ve de sanrılarım. Hislerim köreliyor; ne güneş ısıtıyor tenimi ne de radyoda çalan şarkı içimi... Uykularım terk ettiler bedenimi, Fakat rüyalarım gitmediler henüz temelli...  Ağrılarım var şimdi, biraz da üşümelerim,  Bir mum ışığı görünce hafifliyorlar, ama yeter mi sahi?  İnsanın ağrıması iyi bir şey.  Hala hissedebildiğini gösterir, öyle değil mi?  Dertop olup kıvrılıyorum gözümün kestiği ilk yere,  Üstümdeki bu hırkadan güzeli yok şimdi...  Bir eksiklik var, bir fazlalıkla beraber,  İsteksizlik, umutlarımı kucaklamış, bir annenin bebeğini kucaklaması gibi Öyle içten...  Dizlerim acıyor, ellerime kum taneleri yapışmış,  Saç tellerim dökülüyor hafifçe yer çekimine doğru,  Bir ses duyuyorum uzaklardan,  Bir ses, evet, kimin sesi bu?  Kimsenin değil, suyun sesiymiş,  Hafif hafif yaklaşıyor kum ...

İzan'ın Biri Olmak

Kendimi çok seviyorum, yalan yok. En başından beri kendimi bu kadar sevdiğim için bugüne kadar gelebildiğimi düşünüyorum hatta. Ama maalesef ki bencil olmayı bilmiyorum. Ömrü hayatımda bir elin parmaklarını geçmemiştir hayatımı etkileyecek kararları sadece kendimi düşünerek almam. Zor alırım bu kararları. Kıvranırım çok, çünkü alışık değilimdir. Bu konuda yüreklendirilmemişimdir. Ama kendimle ilişkimin bozulacağını hissedersem, o kararı almam gerektiğini de anlarım. Muhtemelen sonrasında yalnız kalırım, muhtemelen suçlanırım kendim olduğum için ve muhtemelen "bencilliğimden" ötürü yaftalanırım. En çok da ben üzülürüm üstelik, ama bu konuda da anlaşılamam. Yaptıysam sonuçlarına katlanmalıyımdır çünkü üçüncü şahıslara göre. Çok uzakta değildir bana bunları yapanlar, tam tersi çok yakınımdadırlar. Ben onları seçmemişimdir, ama bilinmelidir ki kendim olmayı seçmek hakkımdır. Ah canım kendim, yine çok sorguluyorsun bazı şeyleri, çok saçma buluyorsun toplumca ve nereden geldiği ...