Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Arayış

Hayatı tanıyorum bu ara, yeniden, farklı yönlerinden Bu zamana kadar ki gözlemlerim sonucunda hayatı zorlaştıranın insanın kendisi olduğuna karar vermiştim ama bu karara olan inancım da sarsıldı son sekiz-dokuz aydır. ''Üniversiteyi özlemeyeceğim, Antep bana yetti zaten.'' derken en olmadık anlarda gelen özlemlerim var artık. Bir de durmadan kulağımda yankılanan, tam vazgeçeceğim anda zebella gibi karşıma dikilen bir söz var; Bu hayatta herkesin tırmanacağı engelleri vardır. Hani ''hayata atılmak'' diye bir terim vardır ya, işte ben o kısımdayım. O kadar çok istiyorum ki kaldığım sayfaya bir ayraç koyup hazır olunca geri döneyim. Ama olmuyor. Olmaz değil tabi, fakat zaten istediğimin bu olduğunu da sanmıyorum, esas sorun orada. Sadece şunu biliyorum, belki de en emin olduğum şey artık şu: Hayat kısa ve insan sevdiklerinin yanında, yakınında olmalı. Kalbimin, ruhumun olduğu yere bedenimi taşımanın yollarını arıyorum bu yüzden. Zamanı vardır diyorum. Her ...

Blogger Mim-2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler

Dün uzun zamandır yaşadığım en tuhaf gündü diyebilirim. Bir sevindim, bir üzüldüm, bir ağladım, bir kızdım, sonra yine ağladım… Duygularım karmakarışıktı ve etkileri hala sürüyor… İşte tüm bunların arasında tesadüfen bir yazı gördüm, 2017’ye dair hayallerden, sorulardan, cevaplardan oluşan bir yazı. Mim’lenmek diye bir şey varmış :) Onu öğrendim. Sonra sevgili  The Good Wish 'in bloguna girdim ve bir de ne göreyim, beni de mimlemiş ve doğruyu söylemek gerekirse dünkü kaos içinde mutlu olmamı sağlayan sayılı şeylerden  birisi oldu bu. Çok teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız siz ve sizin gibi güzel insanlar. :)     İşte Sorular ve İşte Cevaplar 1-Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler? Evet, kimse mükemmel değil çok haklısın ve bizi insan yapan da eksiklerimiz, kusurlarımız...

Zamanın Sonu

Bir şey uzaklaşıyor benden gitgide Elimi uzatıp ‘kal’ diyemiyorum Kaldırıp ‘güle güle’ hiç diyemiyorum… Yer çekimsiz ortamdayım sanki savruluyorum Umut diyor kalbim, Unut diyor zihnim. Hiç gelmeyecek gibi beklediğim Hiç bitmeyecekmiş gibi bekleyişim Hiç, hiç, hiç diyor sus diyorum, sus yeter! Gitmek istediğim tek bir yer var Yo ana rahmi değil orası Kalbimin çözülüp içime aktığı bir an sadece Bir ses, bir söz, bir nefes gerek bana Yeniden dönebilmek için Dönebilmek için zamanın sonuna Sonsuzun en başına Yaşanmamışlığa, hiç dokunulmamışlığa…

Ebeveynlik Hakkında

Şuraya ebeveynlikle ilgili bir iki kelam edeceğim boyumdan büyük belki ama kararım da kesin, söyleyeceğim. Çocuklarınız size güvensin, korkmasın sizden. Açık olun onlara karşı, dürüst olun eğer yalana alışmasın istiyorsanız. Onları düşündüğünüzü, hislerini önemsediğinizi hissettirin. Hastayken, en eski ve etkili ilacın sizin şefkatiniz olduğunu bilmelerini sağlayın. Fikirlerini sorun, size öğrettiklerini öğrenmeye çaba sarf edin ki aranızda uçurumlar olmasın yarın öbür gün büyüdüklerinde. Bir köprü inşa edin aranıza, sevgiyle. Küçük omuzlarına yük bindirmeyin, taşıyamayacakları. Korkutmayın onları gürlemenizle, sözcükleriniz iyileştirsin her daim kırılan yüreklerini. Yaşama dair birkaç ipucu verin, hazırlıklı olsunlar gelecek darbelere. Yükseltin özgüvenlerini, desteğinizi esirgemeyin. Sohbet edin, teşekkür edin, özür dileyin gerekirse, bunların en doğal şeyler olduğunu yine sizden öğrensinler. Aşık olduklarında sizinle paylaşmalarına fırsat verin. Elinizi v...

Anı Çekmeceleri

Unutmak... İnsana, doğasının ihaneti gibi. Çocukluğuna dair neleri hatırlıyorsun mesela? Dur dur şöyle sorayım, çocukluğuna dair neleri hatırlamıyorsun? Neyi hatırlamadığımı nereden bileyim dersen, cevap yanlış. Neyi hatırlamadığını bildiğini iddia edersen, belki doğru belki yanlış. Ama neyi hatırlamadığını hatırlayamıyorsan eğer, seninle bir yerlere varmamız mümkün. Çocukluğuma dair hatırlamak istemediklerimi tüm detaylarıyla hatırlayıp, hatırlanmaya değer olanları bölük pörçük anımsamam itti beni bu düşünceye. Son günlerde baktım ki bir şeyleri anlatırken beynimde elektriklenmeler oluyor; parça parça resimler, birtakım sesler... Bir çocuğun, küçük kardeşini zar zor kucakladığını gördüğümde hatırladıklarım var mesela geçtiğimiz hafta. Cüzdanımdan bir 10 TL yerine iki 5 TL'yi çıkarıp uzattığım anda, sol yanımdan açılan solucan deliği misali pencerede oynayan bir mini film. Küçük bir çocuğun attığı kahkahalar kulaklarımda çınlarken gördüğüm 5 yaşındaki halim. Uzaklara gönderilmeyi ...

İnsan Ne İle Yaşar?

Tolstoy’un çok sevdiğim bir hikayesidir, İnsan Ne İle Yaşar?  Gökten yeryüzüne üç sorunun cevabını öğrenmek üzere gönderilmiş bir melek ve yokluk içinde yaşam mücadelesi veren emektar bir ailenin hikayesi. Emektar kunduracı Simon, buz gibi bir gecede yol kenarında gördüğü çıplak adama yardım etmekle etmemek arasında kalır; ilk önce yanından geçip gider çünkü başına bela alacağından korkmaktadır. Ancak daha sonra vicdanının sesine güvenerek korkusunu yener ve o adamcağıza yardım eder, evine götürür. Böylece başlar hikaye. Yıllarca birlikte yaşarlar ve nihayetinde bir gün sorularının cevabını bulan Michael tekrar melek formuna dönerek gökyüzüne yükselmeden önce bu soruların cevaplarını nasıl bulduğunu anlatır Simon ve ailesine. İlk soru: İnsanın kalbine ne hükmeder? İkinci soru: İnsana ne verilmemiştir? Üçüncü soru: İnsan ne ile yaşar? İlk iki sorunun cevabını ben söyleyeyim; insanın kalbine hükmeden, sevgidir ve insana kendi ihtiyaçlarının bilgisi ...

Bacak Arasından Türkiye

Bir jinekoloğun, bir ışık kadının güzel kaleminden çıkarak kitap haline gelmiş bu satırları okurken o kadar çok şeyi sorgulayacaksınız ki… Sağlık sektöründe yaşanan gerçekler belki de ilk kez böyle yüzünüze çarpacak ve bu güzel yürekli, aydınlık gülüşlü kadının meslek yaşamı boyunca şahit olduklarına inanamayacaksınız.  Her satırı gerçek yaşamdan bir kesit ‘’Bacak Arasından Türkiye’’ nin. O yüzden şunu söyleyeceğim sizlere; Kadınsanız mutlaka okuyun.  Sağlık çalışanıysanız mutlaka okuyun.  Sağlık alanında bir bölüm okuyorsanız mutlaka okuyun.  Eşiniz, sevgiliniz, kızınız, anneniz için mutlaka okuyun. Yıllarca emek verip, didinip insan hayatı kurtarmak isterken hayatından olan doktorlarımız için okuyun.  Okuyun ve okutun bu kitabı, lütfen. Ülkemin güzel yürekli kadınlarının çilesine ortak olmak, dünyayı güzelleştirmek için okuyun ve okutun… Son olarak ise şunu söylemek istiyorum, kitabın önsözünde şöyle demiş Feraye Sünev Çokgürses: ...